Ağrı, vücutta olası veya mevcut doku hasarının beyin tarafından kendine tehdit olarak algılanması sonucu ortaya çıkan hoş olmayan duyusal ve duygusal bir deneyimdir.
Ağrı, beyin tarafından bir alarm sistemi gibi kullanılarak kişiyi potansiyel tehlikelerden korumak için üretilir.
Ağrı genellikle şu üç temel kategoride tanımlanabilir:
Ancak önemli nokta şudur ki: Genellikle, ağrı bu üç tipin karmaşık bir birleşimi olarak karşımıza çıkar. Ağrı her zaman fiziksel kaynaklı olmayabilir ve eğer fiziksel bir sorun değilse direkt psikolojik de değildir. Bu yüzden uzman fizyoterapistler tarafından değerlendirilmesi çok önemlidir. Bu aşamada, öncelikle ağrının kökeni belirlenir ve önceki tanılar göz önünde bulundurulur.
Akut Problemler: Ani gelişen sorunlar nedeniyle oluşan ağrılar genellikle kısa sürede iyileşebilir. Hızlı ve etkili müdahale ile ağrı kontrol altına alınabilir.
Kronik Ağrı: Uzun süre devam eden ağrı problemlerinin çözümü, daha derinlemesine bir araştırmayı gerektirir. Spesifik olmayan ağrılar genellikle kalıcı semptomlara sahiptir ve genellikle dokuya dayalı bir şikayet bulunamaz. Bu yüzden değerlendiren kişinin yetkinliği çok önemlidir.
Ağrı rehabilitasyonu, bireylerin yaşadıkları ağrıyla başa çıkabilmeleri ve yaşamlarını daha konforlu hale getirebilmeleri için tasarlanmış bir iyileşme sürecidir. Temel amacı, ağrının kaynağını anlamak ve buna uygun bir iyileşme planı oluşturarak hastaların günlük aktivitelerine geri dönmelerini sağlamaktır.
Ağrı rehabilitasyonunda biyolojik, psikolojik ve sosyal parametreleri kapsayan bütünsel bir yaklaşım önemlidir. Bu ağrının sadece fiziksel bir durumdan kaynaklanmadığını, aynı zamanda duygusal ve sosyal faktörlerin de etkili olduğunu anlamamıza ve iyileşme stratejilerini buna göre uyarlamamıza olanak tanır. Ağrının nedenleri ve etkileri; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarda değerlendirilerek bireyin tam anlamıyla iyilik halini yakalamasını ve yaşam kalitesini artırmasını hedefler.
Hiçbir problemin tek seansla düzelmesi mümkün değildir. Bir seansla ağrı şikayetinizin geçmesi ya da hafiflemesi kalıcı iyileşmenin olduğu anlamına gelmez. Ağrı söz konusu olduğunda, özellikle kronik ağrıda, hedef organımız beyindir ve beyinde birtakım değişiklikler sağladığımızda kalıcı iyileşmeden bahsedilebilir. Dokuda hareket eksenini değiştirmek, doku dolaşımını düzenlemek, dokunun yeniden yapılanmasını sağlamak ve beynin ağrıyla ilgili algısını değiştirmek için zamana ihtiyacımız var. Bu nedenlere kalıcı iyileşme bir süreçtir.
İyileşme kişiye özel bir süreçtir. Ağrıyla ilgili geçmiş deneyimler, beslenme, uyku, stres düzeyi, egzersize adaptasyon, IQ gibi faktörler iyileşme sürecinizde belirleyici unsurlardır. Bu nedenle hiçbir danışan için “X seansta şikayetleriniz geçecektir.” gibi kalıp yaklaşımlar gerçekçi olmaz.
Çoğu zaman, hasta iyileşme konusunda sorumluluk alarak sürece dahil olduğunda şikayetlerde geri dönüş görülmez. Fakat yaş, hareketsiz yaşam, kötü beslenme, stres gibi faktörler bazen şikayetlerin tekrarlamasına sebep olabilir. Bu yüzden uzman önerileri doğrultusunda iyilik halini sürdürmeye özen göstermek gerekir.
Uzman tarafından yapılan detaylı bir değerlendirmeyle danışanın iyileşme sürecinde manipülasyon (kütletme) uygulamasına ihtiyacı olup olmadığına karar verilir. Uygulamanın yasaklı olduğu durumlar vardır. Romatizmal hastalık, diyabet gibi risk faktörlerinin olduğu durumlarda asla uygulanmamalıdır. Böyle durumlarda aynı etkiyi sağlayacak başka uygulamalar tercih edilebilir, manipülasyon (kütletme) mutlaka uygulanması gereken bir yöntem değildir. Tek başına manipülasyon (kütletme) uygulayarak kişinin şikayetlerini mucizevi bir şekilde ortadan kaldırmak mümkün değildir. Fizyoterapistlerin elindeki en güçlü yöntem manuel uygulamalar ve egzersizlerdir. Egzersizle desteklenmeyen bir iyileşme süreci asla kalıcı olmaz. Sosyal medyada gördüğünüz kütletme uygulamalarıyla tek seansta iyileştiklerini söyleyenlere itibar etmeyiniz.
Lütfen kliniğimize gelmeden önce randevu oluşturunuz.
